Feylûle vakti ne zamandır ?

Kaan

New member
Feylûle Vakti Ne Zamandır? İkindi Sonrasının Sessiz Hikâyesi

Feylûle Vakti Ne Zamandır? Bir İkindi Vakti Hikâyesi

Geçenlerde eski bir aile büyüğümün evinde otururken, duvar saatinin akrebi ikindiyi biraz geçmişti. Evde garip bir sessizlik vardı. Çaylar içilmiş, öğle telaşı çoktan geride kalmış, akşam hazırlıkları ise henüz başlamamıştı.

Tam o sırada evin yaşlılarından Hasan Amca koltuğuna yaslandı ve:

“Şimdi uyunmaz,” dedi.

Ben de doğal olarak sordum:

“Niye? Öğle uykusu gibi bir şey değil mi?”

Hasan Amca gülümsedi.

“Öğle uykusu başka, feylûle başka.”

İtiraf edeyim, o ana kadar “feylûle” kelimesini duymuş olmama rağmen bunun tam olarak hangi vakti ifade ettiğini hiç düşünmemiştim. Konu açılınca sofradaki herkes kendi bildiğini anlatmaya başladı. Kimi feylûlenin ikindi sonrası olduğunu söyledi, kimi bunun dinî bir hüküm gibi anlaşılmaması gerektiğini belirtti, kimi de “Asıl mesele uyku değil, günün hangi bölümünü nasıl geçirdiğin” dedi.

O akşam eve döndüğümde konu aklıma takıldı. Araştırdıkça, tek bir kelimenin arkasında uyku alışkanlıklarından eski toplumların günlük hayatına, namaz vakitlerinden insanın gün içindeki enerji değişimine kadar uzanan ilginç bir hikâye olduğunu fark ettim.

Ben de burada bunu bir soru-cevap şeklinde değil, küçük bir hikâyeyle anlatmak istiyorum. Çünkü bazen bir kavramın ne olduğunu anlamanın en iyi yolu, onu yaşayan insanların arasına girmektir.

İkindi Sonrası Gelen Sessizlik

Hikâyemizdeki kasabanın adı Gümüşova olsun.

Gümüşova'da insanlar güneşin hareketini sadece gökyüzüne bakarak değil, hayatlarının akışıyla da ölçerlerdi. Sabah dükkânlar açılır, öğle sıcağında sokaklar tenhalaşır, ikindiden sonra yeniden hareketlenir, akşam yaklaşırken herkes evine dönmeye başlardı.

Kasabanın eski saatçisi Cemil Usta, yıllardır aynı dükkânda çalışıyordu. Saatlerin içindeki küçük dişlileri sökmek, temizlemek ve yeniden bir araya getirmek onun işiydi.

Bir gün dükkâna üniversitede tarih okuyan torunu Derya geldi.

“Dede,” dedi, “feylûle ne zaman?”

Cemil Usta elindeki büyüteci çıkardı.

“İkindi namazından sonra, akşam vaktine kadar olan zamanla ilişkilendirilen uykuya feylûle denir.”

“Yani kesin bir saat var mı?”

“Hayır. Saat gibi ‘17.20’de başlar, 18.05’te biter’ diye düşünme. Güneşin, namaz vakitlerinin ve mevsimin değişmesiyle zaman aralığı da değişir.”

Derya merakla sordu:

“Peki neden özellikle ikindiden sonra?”

Cemil Usta bu kez cevap vermeden dükkânın kapısına baktı.

Sokakta güneş hâlâ güçlüydü ama öğle saatlerindeki keskinlik kaybolmuştu.

“Çünkü mesele yalnızca uyku değil,” dedi. “İnsanın gününün son bölümüne yaklaşması.”

İşte hikâyenin asıl ilginç tarafı burada başlıyordu.

Feylûle ile Kaylûleyi Karıştırmamak Gerekir

Önce önemli bir ayrımı yapmak gerekiyor.

“Feylûle” ile “kaylûle” aynı şey değildir.

Kaylûle, geleneksel İslâm kültüründe öğle uykusunu ifade eder. TDV İslâm Ansiklopedisi'nde kaylûlenin, gün ortasında özellikle sıcaklığın arttığı dönemde yapılan dinlenme veya uyku olduğu belirtilir. Kaylûlenin öğle namazından sonra yapılmasına dair tarihî örnekler de aktarılır.

Feylûle ise özellikle Bediüzzaman Said Nursî'nin Lem'alar adlı eserindeki “uykunun üç çeşidi” açıklamasında, ikindi namazından sonra akşama kadar olan zaman dilimindeki uyku için kullanılan bir kavramdır. Bu tasnifte kaylûle öğle civarındaki dinlenmeyi, feylûle ise ikindi sonrası uykuyu ifade eder.

Dolayısıyla “Feylûle vakti ne zaman?” sorusuna en kısa cevap:

Feylûle, bu kullanımda ikindi namazından sonra başlayıp akşam vaktine kadar uzanan dönemle ilişkilendirilir.

Burada “bu kullanımda” demek önemli. Çünkü feylûle, beş vakit namazın belirlenmiş resmî bir vakti değildir. Namaz vakitleri fıkıhta güneşin konumu ve gölgelerin uzunluğu gibi astronomik ölçütlerle belirlenir. Öğle vakti zevalden sonra başlarken ikindi vaktinin başlangıcı konusunda mezhepler arasında farklı hesaplama ölçütleri bulunmaktadır.

Yani feylûleyi takvimlerde “özel bir ibadet vakti” olarak aramak doğru olmaz.

Hikâyede Bir Karar Anı

Gümüşova'daki Cemil Usta'nın dükkânına birkaç gün sonra yine gittik.

Bu kez yanında oğlu Murat vardı.

Murat babasının aksine oldukça pratik bir adamdı. Eski dükkânın muhasebesini tutuyor, müşterilerin siparişlerini takip ediyor, tamir edilecek saatleri sınıflandırıyordu.

Derya ona:

“Sen feylûle hakkında ne düşünüyorsun?” diye sordu.

Murat güldü.

“Benim işim çok. İkindi sonrası uyursam bütün programım bozulur.”

“Yani uyku kötü mü?”

“Uyku kötü değil. Yanlış zamanda ve gereğinden fazla uyumak sorun olabilir.”

Tam o sırada Murat'ın eşi Zeynep dükkâna geldi. Elinde evden getirdiği yiyecekler vardı.

Konuşmayı dinleyince:

“Bence mesele biraz daha farklı,” dedi.

Murat kaşlarını kaldırdı.

“Nasıl?”

“Sen zamanı iş açısından düşünüyorsun. Derya tarih açısından bakıyor. Ben ise evde o saatin insanları nasıl etkilediğini düşünüyorum.”

Sonra anlattı:

“Çocuk okuldan geliyor. Yaşlı olan biraz yorulmuş oluyor. Birinin akşam yemeği hazırlaması gerekiyor. Bir başkasının işi henüz bitmemiş. Aynı saat herkes için aynı anlama gelmiyor.”

Derya başını salladı.

Zeynep'in yaklaşımı, Cemil Usta'nın yaklaşımından farklıydı. Murat ise daha çok plan ve sonuç üzerinden düşünüyordu. Fakat hiçbiri diğerinin bakış açısını yanlış saymıyordu.

Bence hikâyenin en güzel tarafı da buydu.

Murat'ın “Bu saati nasıl daha verimli yönetiriz?” sorusu çözüm arıyordu.

Zeynep'in “Bu saatte insanlar birbirlerine nasıl davranıyor?” sorusu ise ilişkinin kendisini görünür hâle getiriyordu.

İkisi birleşince ortaya daha gerçekçi bir hayat çıkıyordu.

İkindi Sonrası Neden Farklı Hissedilir?

Burada modern uyku araştırmalarına da kısa bir pencere açmak gerekiyor.

TDV İslâm Ansiklopedisi'nin kaylûle maddesinde, insanın gün içinde yalnızca gece değil, öğle saatleri civarında da uyku eğilimi gösterebildiğine dair uyku araştırmalarından söz edilir. İnsanların öğle saatlerinde dikkatlerinin azalabildiği ve gevşeme eğiliminin ortaya çıkabildiği aktarılır.

Fakat bundan “İkindi sonrası uyumak kesinlikle zararlıdır” sonucu çıkarmak doğru olmaz.

Çünkü bireysel uyku ihtiyacı, gece uykusunun kalitesi, yaş, çalışma düzeni ve kişinin biyolojik ritmi gibi pek çok faktöre bağlıdır.

Dolayısıyla feylûle kavramını tıbbi bir yasak gibi okumak yerine, tarihî ve kültürel bir kavram olarak değerlendirmek daha sağlıklı olur.

Üstelik geçmiş toplumlarda insanlar bugünkü gibi 24 saat açık mağazalar, gece vardiyaları, akıllı telefon bildirimleri ve sürekli çevrim içi iletişim içinde yaşamıyordu.

Günün bölümleri çok daha belirgindi.

Sabah çalışmak için, öğle sıcağında dinlenmek için, ikindi sonrası işleri tamamlamak için, akşam ise aile ve komşuluk ilişkileri için ayrılabiliyordu.

Bu yüzden bir insanın ikindi sonrası uyuması, yalnızca “kaç dakika uyudu?” sorusuyla değerlendirilmiyordu.

O uykunun günün geri kalanını nasıl etkilediği de önemliydi.

Bir Kasabanın Akşamı ve Kaybolan Zaman

Hikâyemize dönelim.

Bir yaz günü Gümüşova'da elektrikler kesildi.

İkindi sonrası herkes dükkânların önüne çıkmaya başladı.
 
Üst